Rüya Çevik
Kimse sormadığınca cümle içinde geçmeyecek bir zamanda ve yerde.
Pencereyi açmak için kalkmıştım. Elim mandala varmadan camda kendime rastladım. Odanın ışığı yüzümün bir yanını aydınlatıyor, öteki yanından gece görünüyordu. Başımı biraz eğince uzaktaki bir ışık alnıma yerleşti. Kıpırdamadım. Düşüncelerimin dışarıdan böyle görünebileceğini düşündüm bir an. Kendi karanlığında yanan, yerini değiştirince başka bir şeye benzeyen ışıklar.
Parmaklarımı cama koyup karşımdaki kadına yaklaştım. Aramızda bir nefeslik mesafe vardı. Camın buğulanmasından anlamıştım. Yine de ona varmak için hayatımı baştan yaşamam gerekeceğine inanıyordum. Oysa yüzünde benden fazla yaşanmış bir gün görünmüyordu. Yalnızca daha sakindi. Benim henüz veremediğim kararları vermiş birinin sakinliği sanmıştım bunu. Belki de ona soru sormayı hiç düşünmediğimdendi.
Onun adına pek çok şey kararlaştırmıştım. Bir yerde dururken başka bir yere geç kalmış gibi hissetmeyecek, sevdiği insanın yüzündeki en küçük gölgeyi kendi davranışlarında aramayacak, bir masadan kalkarken konuşmanın eksilen tarafını yanında götürmeyecekti. Üstelik bütün bunları incelikle yapacaktı. Cesur olmasını istiyordum, fakat cesaretinin kimseyi üzmesini istemiyordum. Bunları düşünürken ürperdim. Ona benden daha geniş bir hayat verirken hareketlerini ne kadar dar bir yere sığdırmışım. Özgürlüğünün bile hoş bir huy gibi karşılanmasını bekliyordum.
Kendimi anlatırken kullandığım hazır cümleler var. Kalabalığı sevmem. Kolay vazgeçmem. Birini seversem beklerim. Bunları söylerken sesim, adını doğru söylediği için aferin bekleyen bir çocuğun sesine benziyor bazen. Oysa kimi kalabalıklarda eksildiğimi, kimi şeylerden çoktan vazgeçtiğim hâlde yanlarında durduğumu biliyorum. Beklediğim her insanı da hâlâ seviyor değilim. Bazen yalnızca beklemeyi bırakırsam geçen yıllara ne söyleyeceğimi bilmiyorum.
Karşımdaki kadın susuyordu. Onun sessizliğine hemen bir olgunluk yakıştırdım. Bu alışkanlığım ikimize de haksızlık ediyordu. Belki söyleyecek bir şeyi yoktu. Belki söyleyeceklerinin benim kurduğum hayata sığmayacağını sezmişti. Saçlarının çevresinde ince dallar gibi dolaşan ışığa baktım. Benim tarafımda kuruyan yaprak, onun tarafında altın rengine dönüyordu. Yer değiştirmek bu kadar kolay görünüyordu uzaktan. Tenimde, soğuk cama yaklaşmış olmanın ürpertisi vardı.
Bir akşam biri, artık eskisi gibi olmadığımı söylemişti. Sesinde suçlama sayamayacağım kadar yumuşak bir kırgınlık vardı. Söylediğine cevap vermek için yüzüne gülümsemiştim. Beni yeniden tanıyabilsin diye. Sonra bütün gece, beğenmediğim bir elbisenin içinde oturur gibi oturmuştum. O gülümsemeyi şimdi yüzümde bulunca, insanın bazen kendine giderken başkalarının onu tanıdığı yerden geçmek zorunda kaldığını düşündüm. Orada biraz oyalanılıyor. Herkesin hatırasında aynı saatte değişemiyor insan. Aynı görüntüde de.
İçimde bir su kıpırdadı. Açılmadığım denizleri, gitmediğim kıyıları düşündüm. Sonra bu düşüncenin beni yine eski mektuba götüreceğini fark edip durdum. Bu gece oradaki kadının yerine geçmek istemiyordum. Onunla konuşurken kendi sesimin nasıl çıkacağını merak ediyordum. Ürkek olabilir, bir sözcüğü yanlış seçebilir, söylediğimi geri alabilirdim. Beni tanımaya çalışacak birinin bunlara da rastlaması gerekecekti. Kendim için neden daha kusursuz bir ilk karşılaşma bekliyordum?
Bir şey söylemedim. Mektubun bulunduğu yere, saçlarımın arasına dokundum. İki kâğıdı düşündüm. Yıllar önce gelmiş daveti, yazdığım bu günlüğü. Masanın üstünde birbirlerine değiyorlardı. Hangisinin ötekini değiştirdiğini ayıramıyordum artık. Geçmişi her açışımda bugünkü parmaklarım da kâğıtta bir iz bırakıyordu. Belki kendimi bilmek dediğim şeyin içinde, henüz yapmadığım hareketlere yer kalmalıydı. Bana yabancı geldikleri ilk anda onlardan vazgeçmemek için. Cümleyi orada bıraktım. Devamını güzel getirmek uğruna yine olduğum yerde kalabilirdim.
Pencerenin mandalını çevirdim. Camdaki yüz, açılan kanatla birlikte yana çekildi. Boynuma serinlik değdi. Dışarıdan gelen uğultuda bir şarkının bildiğim yerine benzeyen birkaç ses vardı. Başlangıcını bilmesem de olurdu. Hayat devam ediyor ve şarkıya hala eşlik edilebiliyordu.
Aydın Adrian Bahar